بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

طٰهٰۜ ﴿١

OKUNUŞU

ṭâ-hâ.

ALİ BULAÇ

Ta, Ha.

DİYANET İŞLERİ

Tâ Hâ.

ELMALILI HAMDİ YAZIR

Ta Ha

HASAN BASRİ ÇANTAY

Taa, hââ.

مَٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْكَ الْقُرْاٰنَ لِتَشْقٰىۙ ﴿٢

OKUNUŞU

mâ enzelnâ `aleyke-lḳur'âne liteşḳâ.

ALİ BULAÇ

Biz sana bu Kur'an'ı güçlük çekmen için indirmedik,

DİYANET İŞLERİ

(2-3) (Ey Muhammed!) Biz, Kur’an’ı sana sıkıntı çekesin diye değil, ancak (Allah’ın azabından) korkacaklara bir öğüt (bir uyarı) olsun diye indirdik.

ELMALILI HAMDİ YAZIR

Kur'anı sana bedbaht olasın diye indirmedik

HASAN BASRİ ÇANTAY

(2-3-4) Biz Kur'ânı sana zahmet çekesin diye değil, ancak (Allahdan) korkacak kimselere bir öğüd ve yerle o yüce yüce gökleri yaradanın tedricen indirdiği bir (kitâb) olmak üzere indirdik.

اِلَّا تَذْكِرَةً لِمَنْ يَخْشٰىۙ ﴿٣

OKUNUŞU

illâ teẕkiratel limey yaḫşâ.

ALİ BULAÇ

'İçi titreyerek korku duyanlara' ancak öğütle-hatırlatma (olsun diye indirdik).

DİYANET İŞLERİ

(2-3) (Ey Muhammed!) Biz, Kur’an’ı sana sıkıntı çekesin diye değil, ancak (Allah’ın azabından) korkacaklara bir öğüt (bir uyarı) olsun diye indirdik.

ELMALILI HAMDİ YAZIR

Ancak saygısı olana tezkir için

HASAN BASRİ ÇANTAY

(2-3-4) Biz Kur'ânı sana zahmet çekesin diye değil, ancak (Allahdan) korkacak kimselere bir öğüd ve yerle o yüce yüce gökleri yaradanın tedricen indirdiği bir (kitâb) olmak üzere indirdik.

تَنْز۪يلاً مِمَّنْ خَلَقَ الْاَرْضَ وَالسَّمٰوَاتِ الْعُلٰىۜ ﴿٤

OKUNUŞU

tenzîlem mimmen ḫaleḳa-l'arḍa vessemâvâti-l`ulâ.

ALİ BULAÇ

Yeri ve yüksek gökleri yaratan tarafından bir indirmedir.

DİYANET İŞLERİ

(O) yüksek gökleri yaratanın katından peyderpey indirilmiştir.

ELMALILI HAMDİ YAZIR

Bir tenzil olarak indirdik o yaradandan ki hem Arzı yarattı hem o yüksek yüksek Gökleri

HASAN BASRİ ÇANTAY

(2-3-4) Biz Kur'ânı sana zahmet çekesin diye değil, ancak (Allahdan) korkacak kimselere bir öğüd ve yerle o yüce yüce gökleri yaradanın tedricen indirdiği bir (kitâb) olmak üzere indirdik.

اَلرَّحْمٰنُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوٰى ﴿٥

OKUNUŞU

erraḥmânü `ale-l`arşi-stevâ.

ALİ BULAÇ

Rahman (olan Allah) arşa istiva etmiştir.

DİYANET İŞLERİ

Rahmân, Arş’a kurulmuştur.

ELMALILI HAMDİ YAZIR

O rahmân Arş üzerine istivâ buyurdu

HASAN BASRİ ÇANTAY

O çok esirgeyici (Allahın emr-ü hükmü) arşı istîlâ etmişdir.

لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَمَا تَحْتَ الثَّرٰى ﴿٦

OKUNUŞU

lehû mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍi vemâ beynehümâ vemâ taḥte-ŝŝerâ.

ALİ BULAÇ

Göklerde, yerde, bu ikisinin arasında ve nemli toprağın altında olanların tümü O'nundur.

DİYANET İŞLERİ

Göklerdeki, yerdeki bu ikisi arasındaki ve toprağın altındaki her şey, yalnızca O’nundur.

ELMALILI HAMDİ YAZIR

Bütün Semavâttakiler ve bütün Arzdakiler ve bütün bunların aralarındakiler ve bütün yerin dibindekiler hep onun

HASAN BASRİ ÇANTAY

Göklerde, yerde ve bu ikisinin arasında ve nemli toprağın altında ne varsa Onundur.

وَاِنْ تَجْهَرْ بِالْقَوْلِ فَاِنَّهُ يَعْلَمُ السِّرَّ وَاَخْفٰى ﴿٧

OKUNUŞU

vein techer bilḳavli feinnehû ya`lemü-ssirra veaḫfâ.

ALİ BULAÇ

Sözü açığa vursan da, (gizlesen de birdir). Çünkü şüphesiz O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilmektedir.

DİYANET İŞLERİ

Sen sözü açığa vursan da, gizlesen de Allah için birdir. Çünkü O, gizliyi de bilir, ondan daha gizli olanı da.

ELMALILI HAMDİ YAZIR

Sen bu sözü ı'lan edeceksen de o hem sirri bilir hem daha gizlisini

HASAN BASRİ ÇANTAY

Sen sesini yükseksen (de, yükseltmesen de birdir). Çünkü O, gizliyi de, gizlinin daha gizlisini de bilir.

اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ لَهُ الْاَسْمَٓاءُ الْحُسْنٰى ﴿٨

OKUNUŞU

allâhü lâ ilâhe illâ hû. lehü-l'esmâü-lḥusnâ.

ALİ BULAÇ

Allah; O'ndan başka İlah yoktur. En güzel isimler O'nundur.

DİYANET İŞLERİ

Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayandır. En güzel isimler O’nundur.

ELMALILI HAMDİ YAZIR

Allah, başka tanrı yok ancak o. Hep onundur o en güzel isimler (esmâihusnâ)

HASAN BASRİ ÇANTAY

Allah o (Allah) dır ki kendisinden başka hiçbir Tanrı yokdur. En güzel isimler Onundur.

وَهَلْ اَتٰيكَ حَد۪يثُ مُوسٰىۢ ﴿٩

OKUNUŞU

vehel etâke ḥadîŝü mûsâ.

ALİ BULAÇ

Sana Musa'nın haberi geldi mi?

DİYANET İŞLERİ

Mûsâ’nın haberi sana ulaştı mı?

ELMALILI HAMDİ YAZIR

Hem geldi mi Musânın kıssası sana?

HASAN BASRİ ÇANTAY

Musânın haberi geldi mi sana?

اِذْ رَاٰ نَاراً فَقَالَ لِاَهْلِهِ امْكُـثُٓوا اِنّ۪ٓي اٰنَسْتُ نَاراً لَعَلّ۪ٓي اٰت۪يكُمْ مِنْهَا بِقَبَسٍ اَوْ اَجِدُ عَلَى النَّارِ هُدًى ﴿١٠

OKUNUŞU

iẕ raâ nâran feḳâle liehlihi-mküŝû innî ânestü nâral le`allî âtîküm minhâ biḳabesin ev ecidü `ale-nnâri hüdâ.

ALİ BULAÇ

Hani bir ateş görmüştü de, ailesine şöyle demişti: "Durun, bir ateş gördüm; umulur ki size ondan bir kor getiririm veya ateşin yanında bir yol-gösterici bulurum."

DİYANET İŞLERİ

Hani bir ateş görmüştü de ailesine, “Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm (oraya gidiyorum). Umarım ondan size bir kor ateş getiririm, yahut ateşin başında, yol gösterecek birini bulurum” demişti.

ELMALILI HAMDİ YAZIR

Bir vakıt o bir ateş gördü de ehline durun, dedi: benim gözüme bir ateş ilişti belki size ondan bir yalın getiririm, yâhud üzerinde bir kılağuz bulurum

HASAN BASRİ ÇANTAY

Hani o, bir ateş görmüşdü de aailesine: «Siz (burada) durun. Hakıykat ben (muunis) bir ateş gördüm. Belki ondan size bir kor getirir, yahud ateşin yanında doğru bir yol (gösterici) bulurum» demişdi.

AYARLAR